Harvard profesörü Arthur C. Brooks, Harvard Business Review’un YouTube kanalında yayımlanan videoda sıkılmanın insan zihni için bir kusur değil, bir ihtiyaç olduğunu savundu. Brooks’un mesajı net: “Sıkılmanız gerekiyor. Hiç sıkılmazsanız hayatınızda daha az anlam olur ve daha depresif olursunuz.”
Beynin “varsayılan mod ağı”
Brooks’a göre sıkıldığımızda zihnimiz, “varsayılan mod ağı” (default mode network) adı verilen beyin yapılarını devreye sokuyor. Bu ağ, düşünecek başka bir şey olmadığında, örneğin telefonunuzu unutup trafik ışığında beklerken çalışıyor ve zihni “Hayatım ne anlama geliyor?” gibi büyük sorulara yönlendiriyor.
.
.
Brooks, insanların bu durumdan ne kadar kaçtığını Harvard’dan meslektaşı Dan Gilbert’in deneyleriyle anlatıyor. Katılımcılar 15 dakika boyunca hiçbir şey yapmadan bir odada oturmaya bırakılıyor; odadaki tek seçenek, kendilerine acı veren bir elektrik şoku uygulayan bir düğme. Brooks’un aktardığına göre katılımcıların büyük çoğunluğu, hiçbir şey düşünmemek yerine kendine şok vermeyi seçiyor.
“Anlamın kısır döngüsü”
Brooks, bugün depresyon ve kaygıdaki artışın nedenlerinden birinin, insanların hayatlarının anlamını bilmemesi olduğunu söylüyor. Ona göre sebep belli: Cebimizdeki ekran, varsayılan mod ağını neredeyse tamamen kapatmamızı sağladı.
“Her hafif sıkıldığınızda telefonunuzu çıkarırsanız, anlam bulmanız giderek zorlaşır,” diyor Brooks. Bunu “anlamın kısır döngüsü” olarak tanımlıyor ve depresyon, kaygı ve içi boşluk hissinin reçetesi olarak görüyor.
.
.
Brooks’un kendi protokolü
Brooks, önerilerini kendisinin de uyguladığını söylüyor: Akşam 7’den sonra cihaz kullanmıyor, telefonuyla uyumuyor, aile yemeklerinde cihaz bulundurmuyor ve düzenli olarak sosyal medya ve ekran orucuna giriyor. Oruçların başında yaşadığı dürtüyü “Kafamda çocuklar çığlık atıyor gibi... Bu, dopaminin ‘telefonu al’ demesi. Bu bağımlılık” sözleriyle anlatıyor.
Okurlara önerisi ise somut: Spora telefonsuz gitmek, işe radyo bile açmadan gitmek ve 15 dakika ve üzeri sıkılma sürelerine alışmak. Brooks’a göre bu beceri geliştikçe insanlar işlerinden, ilişkilerinden ve sıradan hayattan daha az sıkılıyor; asıl önemlisi ise amaç, anlam ve değer gibi büyük sorulara yöneliyor.
Brooks sözlerini şöyle bitiriyor: “Telefonlarınızı bırakın. Hayatınızda daha fazla anlama ihtiyacınız var. Benim de.”
.
.
Söyleşiyi You Tube’dan Türkçe Çeviri Olarak İzleyebilirsiniz:




